Marx’ı Taşrasızlaştırmak: Harry Harootunian’ın Marx Okuması Üzerine -Massimiliano Tomba

images - 2019-10-05T202227.604

Çev: Eser Kömürcü

Bugün Marx’a dönmek, Marx’ı taşrasızlaştırmak anlamına gelir. Batı Marksizmi, çok uzun bir süredir evrensel tarih fikri ve çizgisel, homojen ve boş bir tarihsel zamanı merkezine alan tarihselci anlayış içinde sıkışıp kalmıştır. Bu kavrayışa göre, kapitalist modernite, önce Batı Avrupa’yı kateden ve daha sonra dünyanın geri kalanına empoze edilen bir dizi tarihsel evrenin son aşaması olarak kabul edilir. Tarihin bu kavrayışında zaman, tarihsel yörüngeler arasındaki niteliksel farklılıkların niceliksel farklılıklara kadar izlenebileceği ve dolayısıyla Batı-Avrupa kapitalizminin temsil ettiği tarihsel-zaman vektörünün yönüne göre gecikmelere neden olacak şekilde uzamsallaştırılmıştır. Avrupa dışındaki ülkeler bu nedenle gelişmemiş, kapitalizm öncesi ve modern öncesi olarak tanımlanabilir hale gelmektedir; onlar için, kapitalizme doğru olan yarışı hızlandırmak ve evrensel tarihin rotası boyunca kaybedilen tarihi aşamaları mümkün olan en kısa sürede geri kazanmaktan başka yapacak bir şey kalmamıştır. Bu tarih felsefesine göre, Batı kapitalizmi gelişimin düzeyini ne kadar belirlemişse, dünyanın bütün bölgeleri o kadar gelişmemiş olarak damgalanır ve çok sayıda üretim tarzı kalıntı olarak kabul edilir.
Walter Benjamin’in “Tarih Felsefesi üzerine Tezler”de belirttiği gibi, bu hem sosyal demokrasi hem de Batı sömürgeciliği tarafından paylaşılan bir tarih anlayışıdır. Her ikisi için de, kapitalist üretim tarzının gelişimine ya da Marksist varyasyonda sosyalizme götüren -yalnızca kapitalist aşamadan geçtikten sonra- tek bir tarihsel yol vardır.
Harry Harootunian’ın çalışması, özellikle Marx’a dair tartışması, tarihsel olarak kapitalizmi düşünmeyi amaçlamaktadır. Bu ancak Avrupa merkezli evrensel tarih felsefesinden vazgeçmek ve farklı tarihsel zamanlarla karşılaştığında kapitalizmin nasıl yapılandırıldığına dikkat etmekle mümkündür. Harootunian bu görevi kitabının alt başlığında ilan eder: Marx Sonrası Marx: Kapitalizmin Genişlemesinde Tarih ve Zaman. Altbaşlıktan başlamak faydalı olabilir, çünkü buradan mevzubahis olan şeyin süregiden kökensel, ilksel birikim süreci anlamı taşıyan kapitalist genişleme süreci içindeki tarih ve zaman kavramları olduğunu anlıyoruz.
Harootunian’ın Marx’a dair düşünümlerinin başlıca meziyetlerinden biri, yalnızca görünüşte soyut olan ve Marksist literatür tarafından genellikle kapitalist gelişimin tarihsel aşamaları açısından tanımlanmış bir kavram olan biçimsel tahakküm kavramının üzerinde durmasıdır. Harootunian, bunun yerine, bir biçim olarak biçimsel tahakküm kavramına sadece Marx’ın çalışmalarına geriye dönerek değil aynı zamanda Lenin ve Rosa Luxemburg, Gramsci ve Mariátegui, Uno Kōzō ve yalnızca teorisyen değil aynı zamanda politik militan da olan diğer önemli teorisyenleri de içeren dünya perspektifinden ele alıyor. Bu açıklama yapılmalıdır çünkü Harootunian’ın kitabı saf tarihi ve teorik bir resim çizmeye değil, aynı zamanda şimdiki zamanı politik olarak anlamaya çalışan yeni bir kavrayışa sahip bir metindir.
Biçimsel tahakküm kavramının biçim olarak yeniden tanımlanması çok önemli etkileri sahiptir. Marx’tan başlayarak, kapitalist üretim tarzının kendi varoluş ve yeniden üretim koşullarını hiçlikten yaratmadığını, fakat önceden var olan, farklı şekilde yeniden yapılandırılmış üretim, mülkiyet ve politik ilişkilerin karşılaşması olduğunu biliyoruz. Gerçekten de, Marx’a göre, kapitalizm önceden var olan üretim biçimleriyle karşılaşır ve “onlarla öncüller olarak karşılaşır fakat kendi yaşam sürecinin biçimleri olarak kendisinin oluşturduğu öncüller olarak değil” . Farklı zamansal yörüngelerin böylesi karşılaşması “birinin diğerinin yıkımı olmaktan ziyade, heterojen bir karışımı” ortaya çıkarır. Bu, Harootunian’ın Marx’tan sonra Marx’a yeniden bakmasını sağlayan mercektir. Sermaye, önceden var olan üretim biçimlerini yeni bir çerçeveye yerleştirir ve tahakküm altına alır ve bunun sonucunda oluşan şey zamansallıkların, yaşam ve üretim biçimlerinin “heterojen bir karışımı”dır. Bu açıdan bakıldığında, biçim olarak tahakküm, belirli bir tarihsel aşamaya ait değildir, fakat daha genel olarak, kapitalist üretim tarzının zamansallığı ile farklı zamansallıklar arasındaki mücadeleyi karakterize eden bir biçimdir. Başka bir deyişle, biçimsel tahakküm, gerçek tahakkümden önce gelen tarihsel bir aşama oluşturmaz, aksine o kapitalist üretim tarzının homojen bir dünya yaratmadan var olan formları nasıl ele geçirdiğini ve tahakküm altına aldığını ifade eder. Gerçekten de, kapitalist üretim tarzı, zamansal açıdan konfigüre ettiği hiyerarşileri ve farklılıkları gerektirir ve kullanır. Sermayenin genişlemesi ve farklı üretim biçimlerinin küresel pazara tabi kılınması konusundaki sürekli girişimi, bir yandan sermayenin kendi yararına kullandığı diğer taraftan ise modernitenin yörüngelerinin yeniden yönlendirilmesine yönelik çok sayıda çelişkili unsur ve olanakların ortaya çıkmasını sağlayan zamansal uyuşmazlıklar, anakronizmler ve desenkronizasyonlar açığa çıkartır.
Biçim olarak tahakküm kavramına bağlı kalan Harootunian, bizi yalnızca üretim tarzlarının aşamacı teorisini terk etmemize değil, aynı zamanda bu anlayışın temelinde yatan zaman ve tarih kavramlarını da gözden geçirmeye çağırıyor. Bu tarih yazımı yaklaşımın etkilerine dikkat çekmek gerekmektedir.
Genel anlamda, bu anlayış zorunlu ilksel birikim aşaması yoluyla feodalizmden kapitalizme ve nihayetinde sosyalizme kadar uzanan zorunlu bir tarihsel yörünge fikrini (Avrupamerkezci) terkeder. Tarihsel zamanın bu tekdüze anlayışını sorgulamak, çeşitli üretim tarzlarının nasıl birleştirildiğini üretimin kapitalist olmayan biçimlerinin sözde geri kalmışlığı veya kalıntısal doğası hakkında- tipik tarih felsefesinin yaptığı gibi- herhangi bir iddiada bulunmadan düşünmek anlamına gelir.
Harootunian, somut tarihsel durumlardan başlayarak farklı üretim tarzlarının birleşimlerini incelemektedir: Gramsci’nin merceğinden İtalya, Mariàtegui’nin merceğinden Latin Amerika ve Uno Kōzō’nun merceğinden Japonya. Sonuncusu, kapitalizmin feodalizmin dağılmasından gelişmemesinin, Japonya’nın 300 yıl önce İngiltere’de olduğu gibi sözde ilksel birikimin felaket aşamasından geçmek zorunda olmadığı anlamına geldiğini gözlemledi. Başka bir deyişle, çoklu biçimlerin ve üretim şekillerinin kombinasyonu, İngiltere’de gerçekleşen duruma kıyasla farklı yörüngelere yol açmış ve yol açmaya devam etmektedir.
Küresel çağda tarih yazmak, farklı bir tarih yazımı paradigması gerektiriyor. Tam da bu bakış açısından Marx’ı yeniden okuyabiliriz. 1860’lara kadar Marx her ne kadar her ülkenin yörüngesini evrensel tarih açısından düşünmeye meyilli ve bu nedenle de kapitalist üretim tarzına geçişi sosyalizme doğru ilerlemede gerekli bir aşama olarak görüyor olsa da, Rus Popülistleriyle (Narodrik) diyaloğunda kendi pozisyonunu yeniden düşünmeye başlamıştır. Vera Zasulich’in mektubuna verdiği cevap meşurdur. 1881’de Marx’a şöyle yazmıştı:
Bu günlerde, sıklıkla kırsal komünlerin tarih, bilimsel sosyalizm ve kısacası üzerine tartışılan şeyler tarafından yok edilmeye mahkum olan arkaik bir form olduğunun söylendiğini duyuyoruz. Böyle bir görüşü vaaz edenler kendilerine sizin en mükemmel (par excellence) takipçileriniz olarak adlandıyorlar: “Marksistler”… Yurttaş olarak bizlerin sizin fikrinize ne kadar ilgi gösterdiğimizi anlamışsınızdır. Kırsal komünlerin olası kaderi hakkındaki ve dünyadaki her ülkenin kapitalist üretimin tüm aşamalarından geçmesinin tarihsel olarak zorunlu olduğu teorisi hakkındaki fikirlerinizi ortaya koyarsanız bize büyük bir iyilik yapmış olursunuz.
Marx cevaplamadan önce tereddüt etti. Bu sorunun Marx için ne kadar önemli olduğunu gösteren dört farklı taslağa sahibiz. Zasulich’e yazdığı son mektubunda, Marx, Kapital’in analizi “Rus komününün hayatta kalma gücünün lehine ya da aleyhine dair hiçbir sebep göstermemiştir. Fakat ondan yaptığım özel çalışma […] beni komün’ün Rusya’da toplumsal yenilenme için bir dayanak noktası olduğuna ikna etmiştir” diye yazmıştı. Mektubun ilk taslağında, Marx Rusya’nın “Rus köylülerin komününün kaçınılmaz çözülüşünden” geçmek zorunda olmadığını bunun yerine bu komünlerin “ülke çapındaki kolektif üretimin bir unsuru haline gelebileceğini” yazmıştı.

Bununla Marx, Rus popülistlere Marksistlerden çok daha yakın olduğunu göstermiştir. Vera Zasulich mektubun aynısını kopyaladı ve “Rus Marksizmi’nin babası” Plekhanov’a gönderdi. Plekhanov bunu görmezden gelmekle ve saklamakla kalmayıp aynı zamanda 1911’de Marx-Engels Arşivi’nin küratörü David Ryazanov’un Marx’ın cevabının taslağını bulduğunda ve hem Plehanov hem de Zasulich’den açıklama istediğinde mektubun varlığını inkâr da etmiştir. Her ikisi de mektubu gördüğünü reddetti.
MAЯX adına tarihselci bir Marksizm şekilleniyordu. Bu, Harootunian’ın kitabının: MAЯX’tan sonra Marx başlığındaki, kiril alfabesinin “Я” harfini çağrıştıran, yazımdır. Popülistler içinde ihtilaflı, Rus Marksizmi için işlevsel bir Marx. Bazen Marx’a karşı Marx olsa da bu. Bundan dolayı, Harootunian’ın çalışması önemli ve MAЯX’tan sonra Marx’tan başlamak önemlidir.
Bugün bizim için, bu sorun popülistler veya Marksistler lehine bir pozisyon almakla ilgili değildir. Bu, tartışmanın ve politik çatışmaların bugünün problemi olarak kapitalizmin genişlemesi ve önceden var olan ekonomik biçimlerle eşzamanlı karşılaşması / çarpışması ışığında yeniden okunması ile ilgilidir. Harootunian, popülistler ile yapılan tartışmalarda Lenin’in “kapitalizm öncesi ve proto-kapitalist prosedürler ile kapitalizmin birleşimlerinin tarihsel olarak geçici sonuçlarından daha çok bu birleşimlerin kırsal kesimde kapitalizme geçişi kolaylaştırmak için nasıl çalıştığını göstermekle ilgilendiğini ” gözlemlemiştir. Plekhanov’u takip eden Lenin, Rusya’da kapitalizmin kaçınılmaz ilerleyişine ikna olmuştu ve onun “kapitalizmin nihai zaferine olan inancı aslında sosyalizmin zorunlu zaferine olan daha derin inancı üzerine kurulmuştu.” Bu inanç, farklı zamansal katmanlar arasındaki çarpışmanın, kapitalist caddeden başka hiçbir alternatif yola çıkmayacağına dayanan tekdüze bir tarih anlayışına dayanıyordu.
Popülistleri eleştirisinde Lenin, popülist “anavatan için farklı yollar” fikriyle dalga geçmiştir. “Yolun daha önce seçildiğini” ve bunun İngiltere tarafından hâlihazırda yürünen kapitalist yol olduğunu belirtti. Bu, yalnızca geniş çaplı kapitalizm ve onun antagonizmalarını geliştirme meselesiydi; oysa “farklı yolları hayal etmek saf bir romantik olmak demektir” Birkaç yıl sonra, Rusya’da Kapitalizmin Gelişimi (1899) eserinde, oldukça seçici bir şekilde kullanılan istatistikleri, kaçınılmaz bir tarihsel eğilim ışığında okuyup yorumlayan Lenin, kapitalizmin Rusya’da hâlihazırda “büyük ölçekli tarımsal üretim” yarattığını yazdı ve “bir bütün olarak toplumsal kalkınmada muazzam bir gecikmeye neden olan tüm eskimiş kurumları” tahrip eden tarımsal kapitalizmin ilerici “yıkıcı çalışmaları” na övgüde bulundu. Ortaya çıkan soru, farklı zamansallıkların biraradaki varoluşunu nasıl okuyacağımızdır.
MAЯX okulunda yetiştirilen tarihselci Marksizm için, Rus komünleri, herhangi bir “arkaik” üretim biçimi gibi, “toplumsal gelişmede muazzam bir gecikme” oluşturuyor, bertaraf edilmesi gereken bir engel teşkil ediyordu. Bu anlayışa göre, tarihsel zaman önceden belirlenmiş evrensel tarihin izleri boyunca gitmektedir. Bu sanki bir metro istasyonunda bekliyor gibiyiz ve trenimizdeki bir gecikme anonsunu duyduktan sonra, trenimizin kaç istasyon uzakta olduğunu hayal ediyormuşu gibi bir şey.
Fakat aktüel Marx, MAЯX’tan sonra yeniden okunacak olan Marx, belki de trenin geç kalmadığını fakat “arkaik” ile karşılaşarak başka bir yöne yönlendirildiğini fark edecektir. Bu nedenle, Marx, “ öyleyse, ‘arkaik’ kelimesinden fazla korkmamamız gerektiğini” belirtmiştir. Marx, birkaç zaman diliminin eşzamanlı varlığını açıklamak için, çeşitli çağlardan katmanlar dizisinin üst üste bindiği bir jeolojik metafora başvurur. Harootunian bu ilerlemenin, “yatay olarak doğrusal olandan daha dikey göründüğünü ve daha çok silinerek yeniden yazılmış bir parşömen figürüne benzemekte” olduğunu yazar. Kapitalist üretim tarzının önceden var olan biçimlerle karşı karşıya kalması, yeniden konfigüre edilmiş ve yeni bir çerçeveye yerleştirilmiş, üretim biçimlerinin “heterojen bir karışımına” yol açar, fakat aynı zamanda farklı katmanlar arasındaki sürtünmeleri tetikler. Bu sürtünmelerden farklı sonuçlar ortaya çıkabilir. Harootunian “Arkaizm için” şöyle yazar; “1930’larda Almanya, İtalya ve Japonya’da olduğu gibi, bilinçli bir şekilde kapitalizmi kendi boyunduruğuna almışken, hem Ernst Bloch’un hem de Tosaka Jun’nun gözlemlediği gibi tersine faşist kültürel ideolojinin ‘korkunç’ temeli olma rolünü oynamıştır.” Harootunian’ın çalışması bu araştırma alanını ve politik müdahale alanını açar: sermayenin önceden var olan yaşam biçimlerini ve pratiklerinin nasıl içerdiğini gösterir ve zamansallıklar arasındaki sürtünme olarak çatışma biçimlerini sorgulamak için alanı açık bırakır.
Farklı zamansallıklar arasındaki çarpışma, kapitalist genişlemenin baskın zamansallığının veya romantik-arkaik olanın eğiliminin tarafını tutacak şekilde çözülmez. İkinci bakış açısı, faşist rejimler tarafından sıklıkla vurgulanmaktadır. Mesele, anakronizmlerin kapitalizmin homojen doğrusal zamanının ve ulus devletin düzenini bozacak ve siyasal modernite yörüngesini farklı bir yöne yönlendirebilecek zamansallıklar arasındaki gerilime dayanıyor. Tren metaforuna geri dönersek, bu anakronizmler, treni başka bir yöne doğru rayından çıkarma olasılıkları oluşturur. Şu var ki, bu olasılık her zaman bir siyasi müdahale meselesidir, asla bir garanti değildir.
Notlar

Karl Marx, Theories of Surplus Value (Amherst, NY.: Prometheus, 2000), 468.
Harry Harootunian, Marx After Marx: History and Time in the Expansion of Capitalism (New York: Columbia University Press, 2015), 206.
Vera Zasulich to Karl Marx, February 16, 1881. in Teodor Shanin (ed.), Late Marxism and the Russian Road: Marx and the Peripheries of Capitalism (New York: Monthly Review Press, 1983), 98-99.
Marx, in Shanin, Late Marxism, 124.
Ibid., 121.
Ibid.
Harootunian, Marx After Marx, 88.
Ibid.
V.I. Lenin, “What the ‘Friends of the People’ Are and How They Fight the Social-Democrats” (1894), Collected Works, Vol. 1 (Moscow: Progress Publishers, 1977), 330-1.
Lenin, “The Economic Content of Narodism and the Criticism of it in Mr. Struve’s Book” (1895), Collected Works, Vol. 1, 361-79.
Lenin, The Development of Capitalism in Russia (1899), in Collected Works, Vol. 3, 314-25.
Marx, in Shanin, Late Marxism, 107.
Harootunian, Marx After Marx, 54.
Ibid., 55.
Kaynak: https://www.viewpointmag.com/2017/06/27/deprovincializing-marx-on-harry-harootunians-reading-of-marx/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s