Marx’ın Teorik Devrimi – Louis Althusser

2iqpvp

 

Bir kere daha, Marx’ın teorik düşüncesinin evriminin tarihi meselesini, onun düşüncesinin ideolojik tarihöncesi ile bilimsel tarihi arasındaki “epistemolojik kopuş” meselesini, gençlik eserleri ile Kapital’i kesin biçimde ayıran radikal teorik fark meselesini ele alıyorum.

Uyarıyorum: buraya geri döndügüm için özür dilemiyorum. Buraya, gerektiği sürece, gerektiği kadar uzun süre boyunca, bu kilit mesele, temelinde ve tüm sonuçlarıyla birlikte hallolana dek geri dönecegiz.

Şeylere adını koyalım: bizde ve başka yerlerde, proletaryanın sınıf mücadelesinin bazı örgütlenmelerinin bağrında bile, bugün nesnel olarak (felsefi ve dinsel) burjuva ideolojisine, kendi düzeninde, teorik bir temel sağlayan esas muğlaklık çözülmedikçe buraya geri döneceğiz. Bu muğlaklığın oynadığı rol had safhada ağırdır: revizyonist eğilimin kimi teorik yorumlarına ve sunumlarına karşı, Marksist teorinin savunulması için mücadele etmek söz konusudur.

Marx düşüncesinin oluşum tarihinin teorik ve tarihsel sorunları üstüne, hayati önem taşıyan 1844 Elyazmaları, Feuerbach Üzerine Tezler ve Alman İdeolojisi dönemi üstüne, bu meselenin gereksindiği derinleştirilmiş çalışmalar devam etmektedir. Bunları zamanı geldiğinde yayınlayacağız. Bugün, bunların yalnızca bazı geçici ama temel sonuçlarını yeniden ele almak istiyorum.

“Marx’a geri dönmek” ve düşüncesinin gelişimini metinlerinden kelime kelime takip etmek, bir alim fetişizmi değildir. 1844 Elyazmaları, Alman İdeolojisi ve Kapital’in şantiyesine geri gitmek de bir tarihçi fetişizmi degildir. Örnek niteliğinde de olsa, bir geçmişe takılıp şimdiden “kaçmak” söz konusu değildir. Bizim şu anımızın ta kendisidir söz konusu olan: Marx’ın teorisidir. Bazılarının son derece demagojik bir ifadeyle söylediği gibi, tarihsel olmayan [a-historique] bir Marksizmin kalesine, “kavramların ebediliğine”, “saf soyutlamaya” yerleşip buralarda, tarihin gerçek ve karmaşık sorunlarıyla uğraşan başkalarının pratikleri üstüne yüksekten yargılar bildirmek, hiçbir şekilde söz konusu değildir. Aksine söz konusu olan, bugün tarihin, uluslararası komünist Hareket’in önüne koyduğu gerçek, devasa ve zor sorunların üstesinden gelmemize izin verecek olan uygun teorik ilkelerle silahlanmaktadır yalnızca.

Bu pratik problemlerin üstesinden yalnızca, onların mekanizmalarını kavramak şartıyla gelinebilir: bu mekanizmalar ise, yalnızca onların bilimsel bilgisi üretilerek kavranabilir. “Öğretisel soyutlama”nın kınanması, “somut”un yüceltilmesi, “yeni-dogmatizm”in reddedilmesi, yalnızca bayağı, yani ideolojik ve politik bir demagojinin argümanları değildir. Bunlar, bireysel kalemlerin basit kazaları olmadıklarında, Marksizmin kendisindeki teorik revizyonizmin tükenmek bilmez semptomlarıdır. [1]

Eğer Marx’a geri dönüyorsak, eğer bilinçli olarak, şu anki konjonktürde, teorik problemlerin üstünde ve her şeyden önce Marksist teorinin, “güçlü halkası” yani felsefe üstünde duruyorsak, bunun nedeni, Marksist teoriyi, onu tehdit eden teorik revizyonizm eğitimlerine karşı savunmaktır; bunun nedeni, devrimci partilerin günümüzün ve geleceğimizin hayati politik problemlerine göğüs germek için acil ihtiyaç duyduğu bilgileri üretmek üzere Marksist teorinin ne pahasına olursa olsun kendisini geliştirmek için ihtiyaç duyduğu alanı açmak ve belirlemektir. Bu konuda hiçbir muğlaklık olamaz. Söz konusu olan Marx’ın geçmişi, istesek de istemesek de, bizim şimdimize giden dosdoğru bir yoldur: bizim şimdimizin kendisidir ve dahası bizim geleceğimizdir.

Şu halde, birkaç sayfada ve şematik olması gereken kimi ayrımlar yaparak doğrudan konuya giriyorum.

Şüphesiz bizler, Marx’ın muazzam buluşuna, bunun insan bilgisi tarihindeki istisnai önemini değerlendirmek için fazlasıyla yakınız. Bununla birlikte, Marx’ın buluşunu, bilimsel bilgiye yeni bir kıtayı, Tarih kıtasını “açan”, müthiş bir teorik olay olarak niteleyecek durumdayız. Bu bakımdan bu buluş, teorik olarak, insanın tüm bilgisi içinde ancak iki büyük buluşla karşılaştırılabilir: Thales’in bilgiye matematik “kıtası”nı “açan” buluşu ve Galileo’nun bilgiye doğa fizigi “kıtası”nı açan buluşu. Bilginin erişebildigi bu iki “kıta”ya (ve bunların ayırt edilmiş iç bölgelerine) Marx, kendi kurucu buluşu ile, henüz keşfetmeye başladığımız üçüncü bir kıta ekledi.

Zenginliğinin henüz farkına varmadığımız bu “kıta”yı daha yeni keşfetmeye başlamakla kalmıyoruz, eşi olmayan bu bilimsel buluşun önemini anlamaya da yeni başlıyoruz. Bu buluş, basit bir bilimsel buluştan fazlasıdır, zira tıpkı tüm büyük bilimsel “kıtasal” buluşlar gibi, kendinde hesap edilemez felsefi sonuçlar taşır, ki biz bunların gerçek ölçülerini henüz anlamış bile değiliz. Bu son nokta çok önemlidir. Marx’ın bilimsel devrimi, kendinde, eşsiz bir felsefi devrim barındırır. Bu devrim, felsefeyi tarihle kurduğu ilişkiyi düşünmeye zorlayarak onun iç dengesini altüst eder. Tetiklediği bilimsel devrimin önemini gerçekten takdir etmek için, Marx’a henüz çok yakınız. Dahası bilimsel devrimin kendinde taşıdığı felsefi devrimin önemine dair bir fikre sahip olmak için ona çok fazla yakınız. Eğer bugün biz, birçok bakımdan zalim bir şekilde tarih biliminin Marksist felsefeye göre gecikmesi diye adlandırılan şeyle karşı karşıyaysak, bu sadece tarihsel nedenlerle değil, başka bir yerde çok kısa bir şekilde ortaya koymayı denediğim teorik nedenlerle de böyledir. İlk aşamada bu gecikme kaçınılmazdır. Buna karşılık bundan böyle önümüzde açık olan ikinci aşamada, esas olarak bu gecikmenin üstesinden gelinebilir ve gelinmelidir.

Marx düşüncesinin oluşumunun ve teorik dönüşümünün tarihi problemi, Marx’ın buluşu ile (bilimde ve felsefede) tetiklenen ikili teorik devrim temelinde ortaya konabilir. Bu problemi iyi koymak ve dolayısıyla onu çözmeyi ummak için, açılarını net olarak ayırt etmek gerekir.

Birey olarak Marx’ın politik tarihini bir yana, teorik tarihini diğer yana koymak gerekir.

Politik bakış açısından, birey Marx’ın tarihi, entelektüel ve politik dünyaya 1840’da giriş yapmış, genç ve entelektüel bir Alman burjuvasının radikal liberalizmden komünizme geçiş tarihidir. 1841- 1842 yılları arasında (La Gazette rhenane makaleleri zamanı) radikal-liberal olan Marx, 1843-44 yılları arasında komünizme geçer. Komünizme geçmek ne demektir peki? Bu önce öznel, sonra da nesnel olarak işçi sınıfının yanında yer almak demektir. Ama bu, derinlemesine ideolojik bazı komünist anlayışları benimsernek de demektir: ütopist, hümanist, kısacası idealist; dini ve ahlaki ideolojinin baş merhumları tarafından damgalanmış bir idealizm.

Marx’ın politik evrimine göre, teorik evriminin gecikmesi bu nedenledir. Bu gecikme, ilgilendiğimiz sorunun anahtarlarından biridir: eğer bu gecikme hesaba katılmazsa, 1844 Elyazmaları’nın, politik olarak komünist ama teorik olarak hala idealist bir yazarın eseri olduğu anlaşılmaz. Öyleyse kendi içinde incelenmesi gereken genç filozof Marx’ın teorik tarihi, ikili bir geçişin tarihidir. Bir yandan bir tarih ideolojisinden, (öncülleri, Alman ldeolojisi’nde, henüz çok karışık bir halde bulunan) bir tarih biliminin ilk, devrimci ilkelerine geçiş; diğer yandan ise yeni-Hegelci rasyonalist idealizmden (Pratik Akıl felsefesinde yeniden yorumlanan, dolayısıyla Kantçı bir felsefi ideoloji üstünden “okunan” bir Hegel), Feuerbach’ın hümanist materyalizmine (1842), sonra Alman İdeolojisi’nin (1845-46) tarihselci ampirizmine ve son olarak, 1857 ve 1867 seneleri arasında Kapital’le sonuçlanacak çalışmalar döneminde, (diyalektik materyalizm dediğimiz) bütünüyle yeni bir felsefeye geçiştir. Eğer Marx’ın teorik tarihi, onun politik tarihi ile karşılaştırılırsa, teorik tarih olaylarının politik tarih olaylarına göre yadsınamaz bir gecikmesi olduğu tespit edilir. İkili gecikme: bilimsel “kesintinin” politik “kesinti”ye göre gecikmesi ve buna ek olarak felsefi “kesinti”nin bilimsel “kesinti”ye göre fazladan gecikmesi.

Elbette, tüm bu “olaylar” ve bunların karmaşık gecikmeli diyalektiği, kendi “öznelliği”nin saf dünyasında yeni bir teori “bulan” ya da “yaratan” bireyin bir takım “edimleri” olarak düşünülemez. Lenin’in iyi gösterdiği gibi, Marx’ın buluşlarının tarihsel-teorik zorunluluğunu (bunların imkan ve zorunluluğunu) anlamak için, bunları, birey Marx’ın “aktörü” olduğu, özel bir teorik tarihin olayları olarak düşünmek gerekir. Bu teorik tarihin kendisi de toplumsal ve politik bir tarih zemininde ilerlemektedir.

Öyleyse Marx’ın buluşu, bu teoriler tarihi alanında düşünüldüğünde belirli bir sosyo-politik konjonktür zemininde (Batı dünyasında, kapitalizmin yükselişi ile başlayan sınıf mücadelesi), belirli bir teorik-ideolojik konjonktür içinde, Alman felsefesi, İngiliz ekonomi politiği ve Fransız sosyalizminin birleşiminden doğan devrimci bir sonuca dönüşür. Birey Marx’ın entelektüel tarihinde gerçekliğini gözlemleyebildiğimiz epistemolojik “kesintiler” (tarih felsefesi ile tarih bilimi arasında, idealizm ile hümanist materyalizm arasında, tarihsel materyalizm ile diyalektik materyalizm arasındaki “kesintiler”) bu teoriler tarihi alanında anlaşılır hale gelir.

Şunu not etmek gerekir: Lenin’in bulgusu çok değerli olsa da, biz bu teoriler tarihi teorisinin geliştirilmesi gerekliğine inansak da, yine de bu şartlar altında, bunun özel kavramlarına sahip olmaktan çok uzağız. İdeolojik, bilimsel ve felsefi teoriler tarihi teorisi, hala çocukluk çağındadır. Bu bir tesadüf değildir: bu teoriler tarihi teorisi doğrudan, Marx’ın bizim erişimimize henüz açmış olduğu tarih “kıtası”na aittir. Bilim tarihi uzmanları (Bachelard, Koyre, Canguilhem, vb.) tarafından yürütülen çok degerli kimi çalışmalann yardımıyla bir gün, örneğin Marksist teorinin oluşum tarihini incelerken, bu tarihin temellerini inşa etmeye yönelik kimi kavramlar önerebileceğimizi ummak saçma değildir.

 

[1] Lenin: Ne Yapmalı?: Günümüzde (bu, bugün açıkça görülmektedir) İngiliz Fabienistler, Fransız bakancıları [ministerialiste), Alman Bernsteincılar, Rus eleştirmenler tek bir aile oluştururlar, birbirlerini karşılıklı olarak tebrik ederler, birbirlerinin çevresinde kurulurlar ve Marksist “dogmatizm”e karşı ortak kampanya yönetirler (CEuvres choisies, cilt 2, Editions de Moscou, I, s. 176, not).

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s