PROLETER KÜLTÜR DEVRİMİ – Mahir Çayan

«Kapitalizmin mi yoksa sosyalizmin mi kazanacağını bütün bir tarihsel çağı alacak, uzun ve dolambaçlı bir mücadelenin sonucu tayin edecektir.»

Mao’nun bu önemli önerisini Marx’ta, özellikle Lenin’de görmekteyiz. Marx, Gotha Programının Eleştirisinde kapitalizmden sınıfsız topluma geçişin ancak proletarya diktatoryası altında mümkün olacağını söylemektedir. Lenin ise, bu zorunluluğu çok açık bir şekilde belirtmektedir: Kapitalizmden komünizme geçiş tüm bir tarihsel çağı temsil eder. Bu çağ sona erene kadar sömürenler restorasyon umudunu ister istemez beslerler ve bu umut restorasyon girişimlerine dönüşür (…) (Tek bir ülkede bile olsa) devrilmesi yüzünden direnci on misli artan ve gücü sadece enternasyonal sermayenin gücüne değil, aynı zamanda alışkanlık gücüne, küçük üretim gücüne de dayanan burjuvazi. Çünkü maalesef küçük üretim dünyada hala pek yaygındır ve küçük üretim gün be gün, saat be saat kendiliğinden ve kitlevi bir ölçüde durmadan kendisini olusturur. (Lin Piao’nun ÇKP’nin IX. Kongresindeki raporundan).

Marx’ın ve özelike Lenin’in bu önerilerinden hareket eden Mao Tse-Tung, sosyalist devrimi yapmış bir ülkede:

1 – Emperyalizmin dünyada var olduğu sürece,

2 – «Özünde köylü mülkiyeti» sayılabilecek küçük üretimin hayatiyetini sürdürdüğü kolektif mülkiyet olduğu sürece (Sosyalist toplumda sosyalist mülkiyet bilindiği gibi, kollektif ve kamu mülkiyetleri biçimindedir.)

3 – Sınıflı toplumların bin yıllık kalıntı ve alışkanlıklarının etkisi ile, sosyalist devrimden sonra kapitalizmin restore edilmesinin her zaman mümkün olduğunu belirterek, proletarya diktatoryası altında da sınıf mücadelesinin devam edeceğini, bu nedenle ideolojik ve kültürel alanda, üst-yapıda siyasi bir devrimin zorunlu olduğunu söyleyerek Proleter Kültür Devrimi şiarını ortaya atmıştır. Liu Shao-chi’nin Kapitalizmin mi, sosyalizmin mi kazanacağı sorunu artık çözümlenmiştir. Sosyalist ekonomi geliştikçe, üretici güçler geliştikçe artık geriye dönüş mümkün olmaz anlamındaki revizyonist tezine karşılık, sosyalist bir toplumda ideolojik ve kültürel alandaki, üst-yapıdaki siyasi devrimin nihai zaferine kadar kimin kazanacağının önceden kestirilemeyeceğine ilişkin «Sosyalizm mi, yoksa kapitalizm mi kazanacak belli değildir» ünlü tezini formüle etmiştir. (Bu tez sadece Liu Shao-chi’yi değil aynı zamanda Sovyetlerde sınıf mücadelesinin artık sona erdiğini, bu nedenle SBKP’nin, sadece proletaryanın değil bütün halkın partisi haline geldiğini söyleyen Kruşcev revizyonizmini de eleştirmektedir.)

Mao’nun Marksizm-Leninizm hazinesine ikinci büyük katkısı da budur.

Bilindiği gibi, burjuva devrimlerinde burjuvazi kendi ideolojisini devrimi yapar yapmaz egemen kılmıştır. «Muzaffer burjuvazi, burjuvazi mülkiyet hakkını, insan hakları beyannamesine kaydetti, burjuva parlemanter meclisler kurdu, kendi ahlâkını üstün kıldı, yeni bir öğretim yarattı ve bununla Ortaçağ felsefesini kovdu.» Başlangıçta feodal ideolojiler bir süre direndiler ve hemen etkinliklerini yitirmediler. Fakat objektif çelişkiler geliştikçe, yeni üretici güçler geliştikçe etkinliklerini yitirdiler ve artık geçmişe dönüş, giderek imkânsızlaştı, Sosyalist bir toplumda üretici güçler ile üretim ilişkileri arasında objektif bir çelişki yoktur. Üretimin sosyal niteliği ile sosyalist mülkiyet tam bir uygunluk halindedir. Üretici güçlerin gelişmesine engel teşkil etmezler, tam tersine geliştirirler. Sosyalist bir toplumda üretici güçlerin gelişmesi engelleyen objektif bir çelişki olmadığı halde kapitalizm neden restore edilebiliyor da, örneğin kapitalist toplumda feodalizm neden restore edilemiyor?

Açıklayalım:

1) Bir kere kapitalizm (Sanayi kapitalizmi) ve sosyalizm sanayi devriminden sonra ortaya çıkmış olup, ileri teknolojinin ürünü olan düzenlerdir. Makina çağının toplumsal düzenleridir. Bu anlamda üretici güçler geliştikçe, ekonomiye teknolojiye egemen oldukça feodal kalıntılar ve ideolojiler giderek geriler ve yerini yeni düzenin «kapitalist düzenin ideolojisine bırakır, Artık geriye dönüş imkansızdır.

2) Asıl önemli olan neden her iki devrimin niteliklerine ilişkindir. Sosyalist topluma kadarki bütün düzenlerde sınıf mücadelesi bir sömürücü sınıfın yerine başka bir sömürücü sınıfın gelmesi ile sonuçlanmıştır, Temelde, üretim araçlarındaki özel mülkiyet değişmemiş, sadece biçim ve el değiştirmiştir. İkinci olarak, sosyalist devrime kadar bütün devrimlerin iktidarın ele geçirilmesi tek sorunu olmuştur. Örneğin, burjuva ekonomisi feodalizmin bağrında gelişmiş ve gürbüzleşmiştir.

Burjuva ekonomik düzeni az çok olgunlaşınca devrim olmuştur. Bu nedenle burjuva devriminin ana görevi iktidarı ele alıp, onu mevcut burjuva ekonomisiyle birleştirmek olmuştur. Oysa sosyalist devrimde iktidarı ele geçirmek sadece başlangıçtır. Bu nedenle sosyalist devrim sadece mülkiyet biçimini değiştirerek, sadece sosyalist ekonomiyi yaratmakla sona ermez. Proleteryanın sınıf olarak ortadan kalkmasına kadar üst-yapıda siyasi bir devrim olarak devam etmek zorundadır. Bu ihmâl edilir veya önemsenmezse yani ideolojik ve kültürel mücadele, üretici güçlerin geliştirilmesi ile beraber sürdürülmezse kapitalizmin restore edildiği görülür.

Görüldüğü gibi sosyalizm öncesi doğru bir marksist analiz olan <<üretici güçler>>
geliştikçe eski ideolojinin yerine yeniye bırakacağı ve artık geriye dönüşün mümkün olmayacağı tezi, sosyalist toplumun teşmil ettirildiğinde, sosyalist devrim ve düzen ile sosyalizm öncesi devrim ve düzenler arasindaki nitelik farkından dolayı revizyonist bir tez olmaktadır.

Yeni oportünizmin sözcülerinden birisi «Sağ Sapma, Devrimci Pratik ve Teori» yazısından bir önceki üretim düzeninin ürünü olan ideoloji objektif çelişkiller geliştiği ölçüde gerilemek zorundadır, artık geçmişe dönüş imkânsızlaşır sözünü alarak, eleştirmektedir: «Bu satırlardaki modern revizyonizmin keskin kokusu üzerine sayfalar dolusu yazı yazmak mümkündür. Geriye dönüşün mümkün olmadığı tezini bilimsel sosyalizm mahkum eder. Üretici guoler geliştikçe eski ideolojinin yerini kendiliğinden yeniye birakacağı tezi Kruşcev revizyonistlerinin, Liu Shao-chi’nin karşı devrimci çizgisinin ta kendisidir.

Bu, öküz altında buzağı ararken öküzün altında kalan bir küçük burjuva oportünistinin cehaletidir. Lenin’in belirttiği gibi, bu küçük burjuva entektüel bozuntuları kadar bilgiç ve ukala ve de bir o kadar da cahillerini yer yüzünde bulmak imkansızdır. Bu oportünist bayımızın görüşüne göre;

1 – Ya sosyalist toplumda, üretici güçler ile üretim ilişkileri arasında objektif bir çelişki vardır. (Bu objektif çelişki sosyalist toplumda değil de bu oportünist bayımızın kafasında vardır).

2 – Ya da «Geriye dönüş mümkündür» tezi sadece sosyalist düzen için değil de, sosyalizm öncesi toplumlar içinde geçerlidir. Yani bu bayımızın kafasında tarihi materyalizmi katleden bir Mao Tse-Tung vardır (!)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s