Felsefe ve Sınıflar Savaşımı – Dominique Lecourt

Althusser güç anlaşılır metinlerinde bile, uzun zamandan beri alışkanlığı yitirilmiş çok özel bir “felsefe yapma biçimi”ne sahipti: okuyucusunu doğrudan doğruya muhattap alıyor, onunla “konuşuyordu”. Okuyucusunun ilgisine hak kazanıyor çünkü çoğu kez resmi bir suskunluk ile geçiştirilmiş ve üstü örtülmüş oldukları derecede de ilginçlik kazanan teorik, ideolojik ve siyasal sorunlara değiniyordu.

Arthusser, 1962’de, “La Pensée” de, “Marx İçin”de yer alan “Genç Marx üzerine” makalesini yazarken bir üniversite uleması olarak davranmıyordu. Bu teorik uğraşı, tahlil edilmiş metinlere dayanarak, o sıralarda onanmış, yarı-resmi, hattâ “resmi yorumlara karşı çıkan tezleri savunmak için yapıyordu.

Bu uğraşı, belirli bir suskunluk içinde ve belirli bir suskunlığa karşı, yüksek sesle gerçek teorik sorular sormak için yapıyordu. Bu işi, sadece Marx’ın: “kendi başlarına düşünen okuyucular istiyorum” sözüne uygun davranmak için yapıyordu.

Althusser, bizim bugünümüzü anlamamıza yardımcı olmak için, 130 yıllık eski bir sorun olan genç Marx üzerine, pratik olarak günümüzün siyasal sorunlarına değinmek için, teori üzerine konuşuyordu. Bu felsefe yapma biçiminin, bu dil karşısında şaşkınlığa düşen okuyucuları kavrayabilmiş ve metnin içine çekebilmiş olmasında anlaşılmayacak bir şey yok. Bu okuyucular, hattâ Althusser’in teorik tezlerinin içlerinde taşıdıkları siyasal sonuçlar ile her zaman birlik durumunda olmasalar bile, bu felsefe yapma biçiminde, tarihimizin savaşımı ve anlaşılması açısından önemli şeyler görmüşlerdir. İşte bu nedenledir ki bazıları onu canı yürekten onaylamışken, bazıları ise görüşlerine sert bir biçimde karşı çıkmışlardır.

Althusser yanılmaktan korkmamış, ve kendini teorik çalışmaları içinde yanılma tehlikesi içine atmaktan sakınmamıştır. O bu kararlı çizgisinden hiç sapmamıştır. Eğer “Kapital’i okuyorsa, eğer “Lenin ve Felsefe”den, “Devletin İdeolojik Aygıtları”ndan söz ediyorsa, eğer “John Lewis”e yanıtlar veriyorsa, bunlar hep Marksist teoride, girişmiş bulunduğumuz savaşımların daha iyi anlaşılmasına yardım edecek nirengi noktaları bulmak içindir.

Althusser, Lenin’in sözünü ettiği o “küçük vida”dan başka bir sey olduğunu hiç bir zaman ileri sürmeksizin, kendi payına, marksist teoriye, bir dogma, ya da dolaysız bir siyasetin pragmacı doğrulaması olmak için değil, ama “bir devrim silahı” olmak için sahip olması gereken bir miktar hayatın yeniden verilmesine katkıda bulunmuştur.

Ama marksist teoriye, ancak onu bir teori, ve gerçekte marksist teori haline getiren şeyi iyi bilmek koşulu ile: onu, uygulanması gerektiği gibi, proleter sınıf konumları üzerinde uygulama koşulu ile ancak yeniden hayat verilebilir.

İşte görünüşte çok yalın bir fikir. Althusser’in ilk metinlerinde ama henüz egemenlik altına alamadan onu şimdi anlattığı gibi anlatamadan uygulamaya koymaya girişmiş olduğu kalkış fikri. O bu fikri yavaş yavaş sistemleştirdi ve tüm çalışmalarına birliğini veren şey işte bu fikirdir.

“Pour Marx” (Marx İçin) ve “Lire le Capital”i (Kapital’i Okumak) yazarken, Althusser’in büyük bir amacı vardı: Marx tarafından kurulan teorinin özgül niteliğini burjuva ideolojisine ve Marksizmin burjuva revizyonlarına karşı savunmak. Marx’ın “tarih-kıta”yı bilimsel bilgiye, ilk olarak, ancak egemen burjuva ideolojisinden kopma koşulu ile açabildiğini göstermek. Bu kopmayı Althusser, o zaman Bachelard’ın çalışmalarından esinlenerek Bachelard’ın kullanmış olduğu bir terime başvurarak gerçekleştirdi. “La coupre epistemologique” (epistemolojik kopuntu). Eldeki metinler, Marx’ın entelektüel evriminin sürekliliği altında, “Feuerbach Üzerine Tezler” ve “Alman İdeoloji”sinde bir farklılığın kesin bir nitel teorik sıçramanın tanıtlanabileceğini gösterdi. Bu, her şeyin, henüz çok belirsiz bir metin olan “Alman İdeoloji”sinde bulunduğu anlamına değil ama, daha önceki yazılarda, özellikle “1844 El-yazmaları”nda, bulunmayan yeni temel kavramların, bu metinde bulundukları anlamına gelir: Artık, “El-yazmaları”nda olduğu gibi, İnsanın özü, yabancılaşma, yabancılaşmış emek yok ama bambaşka kavramlar var: Üretim biçimi, üretici güçler, üretim ilişkileri. Bundan Marx’ın daha önceki düşüncesinde, tam bir altüst olma sonucu çıkacaktı: İnsan kavramı merkezi teorik kavram olarak bir yana bırakılacak, ve felsefe fikrinin kendisi devrime uğratılacaktı. Marx “alan değiştiriyor” ve teorik bakımdan devrimci temeller üzerinde, tarih biliminin yani sınıflar savaşımının koşulları, biçimleri ve sonuçları üzerinden Tarih Bilimi’nin kurulmasına girişiyordu.

Althusser’in tüm felsefi “katkı”larını belirleyen fikir Marx ile bizim aramızda büyük bir farklılık olmadığı, çünkü devam eden şeyin aynı savaşım olduğudur. Marx, Marx olmak için, nasıl burjuva ideolojilerden kopmak zorunda kaldı ise, biz de, marksist olmak için, her zaman egemen kalan burjuva ideolojisinden tıpkı öyle kopmak zorundayız. Şüphesiz, burjuva ideolojisinin bazı biçimleri Marx’dan bu yana değişti. Ama [hep hatırda tutulmalıdır ki] bizim de, kendi Feuerbach, kendi Proudhon, kendi Stirner’lerimiz, ve kendi alelâde ekonomistlerimiz var. Adlar değişti, ama ideolojik öz hep aynı. “Réponse”, “Eléments” ve “Cours” okunsun, o zaman bu özün neye dayandığı görülmeğe başlanabilecektir: Her şeyden önce, burjuva sömürü ve sınıf egemenliği pratiğinin iki yüzü olan ekonomizm – hümanizm ideolojik çiftine.

Bu temalar üzerinde bu kadar dirençle durmak neden, bir ideoloji olabilecek şey içinde daha açık görmeye girişmek neden, bir ideolojinin, “fikirler”den başka bir şey, “maddi” bir şey olduğunu, nasıl böyle olabildiğini, ve bunun ne gibi sonuçlar içerdiğini göstermek neden?

Arındırmacılık adına, bir teorinin arılığını/saflığını savunmak için değil, güncel sınıflar savaşımını ilgilendirensiyasal bir neden için bu çalışmalara girişmek. Ne kadar şaşırtıcı olursa olsun, diye yazar Althusser tüm işçi hareketi ve Lenin’in tezleri şunu doğrular: Marksizm bazı koşullarda burjuva açıdan görülebilir, incelenebilir. Sadece marksizmi, burjuva sosyolojisinin bir üniversite dersi durumuna indirgeyen ve hiçbir zaman egemen “ideoloji memurları”ndan başka bir şey olmayan “Kürsü Marksistleri” tarafından değil, ama işçi hareketi bölüntüleri, ve bu bölüntülerin yöneticileri tarafından da.

Çünkü Marksist teorinin kendisi, sınıflar savaşımının kazanılacak şeylerinden biridir. Buna göre, ancak ve ancak, eğer doğru, proleter “teorik sınıf konumları” üzerinde yorumlanır ve uygulanırsa, gerçekten Marksist olmaya hak kazanır. Althusser ısrarla, bu konumların kendiliklerinden verilmediklerini, ve (savaşımın bir parçası olduklarına göre) işlenip hazırlanmalarının da gereği üzerinde dirençle durur.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s