Marksizm-Leninizmin Popülist Kökenleri – Simon Clarke

Popülizm ve Rus Marksizminin Kökenleri

Lenin adı ‘Marksizmin-Leninizmin’ ortak kurucusu olarak Marx’ınkiyle birlikte anılmaktadır. Ancak, devrimci kurama yaptığı vurguya rağmen Lenin’in Marksizmin gelişimine yaptığı kuramsal katkılar sınırlı kalmıştır. Onda, Çernişevski geleneğinde kararlı bir devrimcinin ve olağanüstü bir propagandacı ve siyasal örgütlenmecinin dehası vardı. ‘Marksizm-Leninizm’e katkısı, Plekhanov’un materyalist diyalektiği temelinde devrimci popülizmin siyasal ve örgütsel ilkelerini Marksizme entegre edecek şekilde Marksist ortodoksiyi tadil etmek olmuştur.

Marksist-Leninist ortodoksiye göre Narodnizm ve Marksizm-Leninizm taban tabana zıt iki siyasal ve kuramsal gelenek oluşturmaktadır. Ancak bu tamamen yanlış bir nitelendirmedir zira Rus Marksizmi doğrudan popülizmden çıkmıştır ve Marksizm-Leninizmin ayırt ediciliği doğrudan Rus Popülizminin kuramsal geleneklerine dek izlenebilir.

Rusya’da Marksizm’in gelişimi popülist harekete karşı değil, onunla birlikte olmuştur. Erken popülistler büyük ölçüde Hegelci tarih felsefesine ve özellikle de olumsuzlama ve aşkınlık süreci olarak Hegel’in tarihsel diyalektiğinin devrimci yorumu konusunda Genç Hegelcilere dayanan kapitalizmin romantik tenkitçileriydiler. Ve bu romantik tenkitçilere rağmen erken popülistler idealizmin de sert muarızlarındandılar ki, bu da din ve istibdat yönetiminin tiranlığı ile ilişkiliydi. Dolayısıyla Hegelci diyalektiğin materyalist bir yorumunu geliştirdiler; buna göre özgürlük, eşitlik ve topluluk (cemaat) değerleri herhangi bir ruhani alemden değil, tarımsal hayatın mevcut kurumlarından ve özellikle tarımsal komünden neşet ediyordu. 1860’larda Darwin’in evrimciliğiyle desteklenen bir materyalist tarih yorumu. En etkili filozof; bütün popülistler gibi materyalizmlerini romantik ütopyacılıklarıyla birleştiren Belinski ve Çernişevski için doğacı materyalizmi dolaysız ilham kaynağı olan Ludwig Feuerbach’tı.

Popülistlerin karşılaştıkları kuramsal problem, kendi ütopyacı görüşleriyle -hayat şartları söz konusu görüşlerin gerçekleşmesine maddi temel teşkil etmesi gereken, fakat cehaletleri ve sınırlı kültürel ufuklarının kendi sosyalist görüşlerini oluşturmalarına mani olan- çiftçilerin daha gündelik arzularıyla nasıl iliştirecekleri meselesiydi. Dolayısıyla çiftçilerin arzuları maddi temeli teşkil ederken yeni toplumun değer ve idealleri aydınların görüşlerinden alınıyordu. Bu sorun popülist hareket içindeki ana bölünmenin esasını oluşturmuştu; bir yanda sosyalist değerlerin, kitlelerin hayat şartlarına içkin olduğuna inanan ve önceliği ajitasyona verenler, diğer yanda değerler alanının aydınların ihtiras alanına girdiğine inanan ve önceliği eğitime verenler.

Şunu da belirtmek lazım ki popülizm içindeki bölünme tek bir ideolojik ve siyasal soruna farklı çözümler öneriyordu. O sorun da yalnızca nüfusun küçük azınlığınca, yani aydınlarca (entelijensiya) benimsenen sosyalist değerlerin meşrulaştırılması ve gerçekleştirilmesi sorunuydu. Bu anlamda her iki yaklaşım da Marx’ın ‘ütopyacı sosyalizm’ olarak nitelendirdiği şeyin birer türeviydiler. Popülizm, bu değerleri gerçekleştirebilecek siyasal bir hareketin halk temellerini oluşturacak çiftçilerin maddi ihtiyaçlarına bakıyordu ve bu bakımdan da materyalist bir felsefeye sadıktı. Fakat bu ‘maddi ihtiyaçlar’ın kendileri ideolojik olarak aydınlarca tanımlanıyordu, zira popülistlerin gerçekleştirmeye çalıştıkları çiftçilerin özlemleri değil, aydınların kendi değerleriydi ve bu anlamda da popülizm aslında tam karşısında durduğu felsefi idealizme bağlıydı.

1870’deki bölünme özellikle Bakunin’den esinlenen anarşistleri, özellikle Lavrov ve Mihailovski’den esinlenen ‘öznel sosyologlar’dan ayırdı.Fakat bu popülist hareket içinde aslında taktik ve retorik bir bölünmeydi çünkü her iki hizip de çiftçiler arasında propaganda yapmak için köylere gidiyorlardı. Ancak 1890-91 kıtlığına müteakip, popülistlerin çiftçilere inancını yitirmesinin ardından bu bölünme daha anlamlı bir hal almış bir yanda Sosyal Demokratları ‘Legal Marksistler’den, diğer yandan da anarşistleri ‘ekonomistler’den ayırmıştır.

Marksizm Rusya’da popülizmin erken evrelerinden itibaren etkin olmuştur; çünkü Marx modern kapitalizm ekarşı en güçlü eleştiriyi getiriyordu. Ama Marksizmin asıl önemi romantik popülizmden modern sosyalizme geçişe imkân tanıması ve popülizmin başarısızlığı açıklayan, üstelik de yeni bir gelişme yoluna işaret bilimsel bir kuram sunmasındadır. Marx’ın ‘ekonomi politik’i, Rusya’da Pazar eksikliğinin kapitalist gelişmeyi imkânsız kıldığı popülist inancına karşı, kapitalizmin ilerleme ihtimalini saptarken kapitalizmin kısıtlamalarını göstermiş ve onu devirecek toplumsal güç olarak proletaryayı tanımlamıştır. Ancak, son tahlilde, 1890’ların Marksistlerinin proletaryanın koşullarına duydukları ilgi, 1870’lerinin popülistlerinin çiftçilere duydukları ilgiden öteye geçememiştir. Çiftçilerden proletaryaya dönüşün nedeni ikincilerin çektiği acının daha fazla oluşu değil, hele de onların nüfusun daha büyük bir çoğunluğunu oluşturmaları hiç değildi. Bunun nedeni proletaryanın, eski popülist umutların yeni aracını, sosyalist değerlerin gerçekleştirilmesinin maddi temelini oluşturmasıydı. Bu bakımdan Rus Marksizmi, değişen ekonomik, toplumsal ve siyasal koşullara cevaben, Rus popülizminden doğmuştur diyorum.

Plehanov’un Marksizm’i kendisinin devrimci umutların temeli olarak çiftçilerden proletaryaya dönmesiyle,1880’lerde Rus Popülizmi içindeki tartışma ortamında gelişmiştir. Tarihsel Materyalizmin yasaları, popülistlerin yakın umutlarını yok eden kapitalist gelişimin, en nihayetinde bu yasaları kendilerinin gerçekleştirmesine yol açacaktı. Böylelikle, devrimci hareket kapitalist gelişimi, sosyalizm yolunda zorunlu bir aşama olarak benimseyebilecekti. Ancak, bu devrimcilerin arkalarına yasalanarak kaçınılmaz devrimi bekleyecekleri anlamına gelmiyordu. Plehanov’un marksizmi tarihsel gelişimin hızını belirlemede fikir ve siyasal örgütlenmelerin etkin rolünü vurguluyordu. Öte yandan, tarihsel süreç olgunlaşana kadar sosyalizmi başarmak da mümkün değildi. Yani Plehanov ‘öznel sosyologlar’ın iradeciliğine şiddetle karşıydı. Devrimci harekete açık eylem özgürlüğü, öznenin tarihsel yasalarla kendi belirlenimini aşma yeteneğince değil, devrimci hareketin bu yasaları bilmesi yeteneğince ve böylece tarihsel gelişimi hızlandırma ve yavaşlatmasıyla tanımlanıyordu. Bilimsel sosyalizmle ütopyacı sosyalizm arasındaki fark özetle buydu. Engels’in Hegel yorumundan sonra Plehanov özgürlüğü zorunluluğun bilgisi, dolayısıyla da şimdiye kadar kör kuvvetler olarak işlemiş olan tarihin yasalarını kontrol etme yeteneği olarak tanımlıyordu. Plehanov’un katı belirlenimci materyalizmini etkin bir siyasal eylemcilikle bir arada düşünmesinin özünde bu fikir vardı. Plehanov fikirlerini ifade için geliştirdiği bu felsefeye – hem mekanik materyalizmin imâ ettiği fatalizme (kadercilik) hem de ‘öznel sosyologlar’ın iradeciliğine karşı olan materyalist diyalektik adını vermişti.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s