Geçiş Tartışmaları – İşaya Üşür

Feodalizmden Kapitalizme Geçiş ya da kısaca “Geçiş tartışması” olarak bilinen tartışmalar, Rodney Hilton’un “Giriş”te de söylediği gibi (s.7), M. Dobb’un 1946’da yayınlanan Studies in the Development of Capitalism (Kapitalizmin Gelişimi Üzerine İncelemeler) adındaki yapıtıyla başlıyor. Ancak bu “başlıyor” ya da “başladı” gibi bildirimlerin biraz yanıltıcı bir tarafı var.  Belki daha tam bir bildirim, tartışmanın bu tarihten itibaren ve sonra yeniden ve sıcak bir biçimde başladığı olabilir.

Bilindiği gibi Marx’ın Kapital’inin Birinci Cildi 1867’de yayınlanıyor. Kapital’in bir tarih kitabı olmadığı fakat tarihsel gelişme sürecinin temel ve esaslı unsurlarını içinde taşıdığı, keza bilinen bir şeydir. (Örneğin bkz. Birinci Cildin 13., 14. Ve 24. bölümleri, Ücüncü Cildin 6. kısmı; konuyla özellikle ilgili olan 47. Bölüm) Tartışmaların temel dayanağı, budur. İngiltere’de feodalizmden kapitalizme geçiş konusu, 1900’lerin başlarında Çarlık Rusyası’nda ve ve 1920 ve 1930’larda Sovyetler Birliği’nde canlı ve verimli bir biçimde tartışılıyor.[1] Nitekim tartışmaya katılan Christopher Hill’in kendisi de 1938’de Sovyetler Birliği’ndeki tartışmalar üzerine bir yazı yazıyor [2]; 1940 da ise 1640 İngiliz Devrimi [3] adlı kitabını yayımlıyor. Tartışmalar Dobb’un yukarıda adı geçen kitabı dahil 1940’lar boyunca devam ediyor ve 1950’de P. Sweezy’nin Dobb’un kitabını eleştirmesiyle yeni bir ivme kazanıyor. Şimdi yeniden çevirisi yapılan kitap, işte bu son tartışmaları içeriyor.[4]

Ancak tartışma 1970’lerde bir başka boyut ve kimlik kazanarak (biraz da değişik bir platformda) tekrar ortaya çıkıyor. Burada bu yeni incelemelerin bizce temel referansını oluşturan üç isme değinmek yeterli sayılmalıdır: I. Wallerstein [5]; P. Anderson [6], R. Brenner [7], Bu noktada bizatihi geçiş sorunsalını kuramsal düzeyde ele alan Balibar’ı [8] zikretmemek haksızlık sayılacaktır. Tartışmanın gelişimini özet bir biçimde sunduktan sonra, kısaca, merkezi önemi haiz olduğunu düşündüğümüz birkaç gözlemde bulunmak istiyoruz.

Bizce geçiş sorunu (ya da sorunsalı) incelemelerde kullanılan ampirik malzemenin çeşitliliği ve zenginliğinden daha çok, teorik (ve felsefi dayanakları ile birlikte ele alınmak gerekir. Burada inceleme nesnesi ise, geçişi de kucaklayan fakat ondan daha geniş kapsamlı (tarihsel) toplumsal değişme (dönüşme) kavramı olmalıdır. (Koyduğumuz biçimi ile sorun, üretim tarzı kavramının imâ ettiği tüm tarihsel dönüşüm sorununa dönüşür ve böylece feodalizmden kapitalizme geçiş aynı değil fakat farklı bir bağlam oluşturur.) Şimdi, bu önerme kabul edildiği takdirde sorgulanması/cevaplandırılması gereken birkaç soru şunlar olabilir. Üretim tarzı kavramının imâ ettiği bir tarihsel toplumsal değişme (dönüşme) teorisi, olanaklı mıdır? Olanaklı ise bu teorinin kurucu ögeleri ve ögeler arasında ki ilişkiler nelerdir? Yöntemsel soru ve sorunlar nelerdir? Daha da somut olarak örneğin, böyle bir teorinin iktisat politikaları karşısındaki konumu dahi sorgulanabilir. Bu türden incelemelerin ise, el-kitapları yardımı ile değil, ancak çeşitli (ve farklı?) “klasik”lere başvurularak yapılabileceği, her halde faz la şüphe götürmez.

İşte elimizde tartışmaları biraz bu açıdan değerlendirmek gerekir. Az aşağıda özetle göstermeyi umduğumuz gibi, “geçiş sorusu”nu tartışan yazıların kalbinde (genellikle örtük biçimde değişik ve farklı toplumsal değişme teorileri yer almaktadır. Her bir toplumsal değişme teorisi ise, farklı felsefi dayanaklara ve farklı uzantılara sahiptir. Yukarıdaki düşüncelerle bir arada ele alınması gereken diğer bir husus ise, ampirik malzemenin niteliği ve çeşitliliğine ilişkindir. Tarihsel açıdan geçiş sorununa eğilen malzemeler, doğal olarak farklı kanallar ve araştırma yöntemlerinden gelmektedir. Bu açıdan “usta işi” eserlerin incelenmesi ve irdelenmesi kaçınılmazdır. Ne var ki, hiçbir malzeme kendiliğinden “gerçekleri” göstermez, gösteremez. Malzemeye “gerçeklik” kazandıran, teorik yapının kendisi olmaktadır. Dikkat edilirse, tartışmacıların bir çoğu aynı malzemeyi kullandıkları zamanlarda dahi, farklı sonuçlara ulaşabilmektedirler.

Tartışmaların (kısa da olsa) bir özetlemesini yapmadan önce görebildiğimiz ana eksenleri belirlemek gereksiz sayılmamalıdır. Tartışmaya katılan yazarları birbirlerinden farklı kılan tartışma konuları (yukarıda değindiğimiz toplumsal değişme teorisine ilaveten) feodalizm (kimilerine göre feodalite) ve kapitalizmin niteliği; feodalizmin çözülmesi (giderek bir üretim tarzı olarak ortadan kalkması) ve buna bağlı ve bağlantılı olarak kapitalist gelişmenin niteliği ve dinamikleri oluyor. Bir diğer önemli odak noktası ise, (feodal) üretim tarzının gelişmesi (fakat özellikle dönüşmesi) “iç dinamikler”le mi, yoksa “dış dinamik”lerle mi gerçekleşmiştir sorusudur. Değişik bir boyutta, aynı soruyu şu şekilde koymak da mümkündür: Bir üretim tarzının gelişim ve dönüşüm ögelerini üretim alanında mı, yoksa değişim alanında mı aramak gerekir?

Anlaşılacağı üzere, (feodal) üretim tarzının gelişim ve çözülmesinin kaynağının sistemin kendi içinde olduğunu ileri sürenler, üretim alanını ve bu alanın imâ ettiği konuları (başlıca, sınıf ve mülkiyet ilişkilerini) başlangıç öncülü olarak almışlar; buna karşılık, sistemin gelişme ve çözülme dinamiklerini “dışarıda” arayanlar ise, kendilerine başlangıç öncülü olarak değişim alanını seçmişlerdir. Ancak her iki yaklaşım sahipleri de Kapital’den hareket ettiklerini ileri sürmektedir. Demek ki, bu bağlamda sorun, üretim ve değişim arasındaki ilişki (ve öncelik) sorununa dönüşür ve hattâ orada düğümlenir.

Yukarıda andığımız yazarlardan Dobb, Hilton ve Brenner, esas itibariyle üretim alanına (sınıf ve mülkiyet ilişkilerine) öncelik verir ve feodalizmin çözülüşünü sistemin içindeki mülkiyet ve sınıf çatışmasına bağlarlar.

Öte yandan Sweezy – Wallerstein yaklaşımı, esas itibariyle feodalizmi çözücü ögeleri değişim alanı içinde arar ve oraya öncelik verir. Bu yaklaşıma göre feodalizm “değişmeye karşı dirençli” olduğu için çözücü öge “dışardan” gelmelidir. Yaklaşımda vurgu, uzak mesafe ticareti ve kentlerin gelişimi üzerindedir.

Perry Anderson’a gelince, tartışma biraz platform değişmesine uğrar ve geçiş süreci, Antikite ile sonradan gelişen üretici güçler arasındaki karşılıklı fakat oldukça karmaşık ilişkilere dayanır. Platform değişmesi ise, üretim alanı/değişim alanı sorunlarının “ortasında” kalmasındadır. Bu yansıyışta ise politik/kültürel ögeler parlak bir görünüm kazanırlar.

Yazımızın buraya kadar olan bölümünde, tartışmanın önem ve mahiyeti üzerine okuyucuya da olsa bir fikir verebildiğimizi umuyoruz.

Maalesef bu önemli tartışmanın bu ikinci [9] (ve “orijinal” tartışmaların sonrasında yapılan çalışmaları da kapsaması anlamında daha tam) çevirisi, canalıcı bazı kavramlarda uygun olmayan, dolayısıyla oldukça yanlış anlamlara yol açabilecek hatalarla sakatlanmış. Burada bunların bir “listesi”ni vermek gibi bir niyetimiz yok. En fazla, “fikir verebilecek” birkaç örnek üzerinde durabiliriz.

Elimizdeki Türkçe kitap, New Left Books, Verso 1978 basımına dayanılarak çevrilmiş. Bu 1978 basımının “Giriş”ini R. Hilton yazmıştır ve genellikle kabul edileceği üzere ana tartışma noktalarını vermesi ve kısa ama özlü çözümlemeler önermesi dolayısıyla önemlidir.

Türkçe çeviri, sayfa 12’de Serflik alt-başlığı (İngilizce orijinal metin, sayfa 14) altında, şu cümleyi okuyoruz: “Marksist tartışmada kullanılan ‘serflik terimi, genellikle gereksiz yere belirsiz kalmıştır; bu belirsizliğin Marksist olmayan tarih araştırmalarından alınmış olması muhtemel gözüküyor.” Bunun orijinal metin, sayfa 14’teki İngilizcesi ise şudur: “The term ‘serfdom’ in Marxist discussion is often unnecessarily ambiguous, an ambiguity whice seems to be derived from non-Marxist historical research.” (Gene a.b.c..)

Her iki metinde de altını bizim çizdiğimiz sözcükler arasındaki nüans önemsiz görülebilir. Türkçe çevirinin birinci kısmını olduğu gibi koruyabiliriz; fakat ikinci kısmı şöyle söylememiz gerekir : “… ; bu belirsizlik, Marksist olmayan tarihsel araştırmalardan türemiş gibi gözüküyor.” Şimdi, “alınmış olmak ile “türemiş”lik arasında, bizce sözcük seçiminin ötesinde teorik algılayış farklılığına yol açabilecek bir ayrım sözkonusudur. Bir kavramı bir yazardan “almak” ile o yazardan “türetmek” arasında, hele alanla veren arasında kalkış noktaları açısından farklılıklar var ise, önemli bir fark vardır. Sanıyorum Hilton da bu durumu kastettiği için, «derived»/(türemiş) olduğunu söylüyor.

Yine s. 12’den şu cümleyi okuyalım: «Artı emek ya doğrudan lordun topraklarında (malikhanenin merkez çiftliği) kullanılır ya da ürünü, aile mülkiyetinden ayni rant veya para biçiminde aktarılır (A.b.ç.) Orijinal metin, sayfa 14’te, aynı cümlenin İngilizcesi ise şöyle: «The surplus labour could be used directly on the lord’s demesne (home farm of the manor), or its product could be transferred in the form of a rent in kind or in money, from the family holdings (A.b.c.) Şimdi bir kere burada, lord’un toprağı denilerek, “demesne” deyimi atlanmış oluyor. Doğrudur, bir bakımdan demesne (veya domain, terra indominicata, mansus indominicatus) lordun toprağıdır. Ama bunu söylemek bu bağlamda pek bir anlam ifade etmez. Bilindiği gibi, demesne, manor topraklarından senyör hakkını oluşturan ve sadece lordun kullanımı için ayrılan toprak parcasına denir. Bir bakıma, Osmanlı’daki “hassa çiftlik” deyimine denk düşer. Uygun ve yeterli bir karşılık bulunmadığında, belki en iyisi bu “teknik deyimleri” olduğu gibi bırakmak olabilir. Gelelim, altını yine bizim çizdiğimiz “aile mülkiyeti” – “the family holdings” deyimine. Bir kez “holding” karşılığı hiçbir şekilde “mülkiyet” olamaz! Hele sözkonusu feodalizm ise bu, tanım gereği olamaz; çünkü toprağın “mülkiyet”i serfe (serf ailesine) ait değildir. Olsa olsa aile işletmesi, ailenin kiraladığı toprak ya da aile çiftleri karşılığı olarak kullanılabilir. Görüldüğü gibi, oldukça önemli teorik bir kayma var. Yine aynı cümlede “… aynî rant ve para biçiminde …” deniliyor ki, İngilizcesindeki “rent” deyimi, hem aynî ranta hem de para ranta ilişkindir.

Türkçe metin, sayfa 13’te (İngilizce metin, sayfa 14), “Köylü aileye varolma – üretme için gereken mülkiyet verildikten sonra, artı ürünün aktarılması zor kullanılarak gerçekleştirilir yabancılaştırmak zorunda değildir” deniliyor. Bu cümlenin İngilizcesi ise şöyle: «Given the effective possession of the subsistence-produding holding by the peasant family, the transfer of surplus must be forced, since the peasant, as contrasted with does not need to alienate the wage labourer, his labour power in order to live. Türkçesinin bozukluğunun dışında, yine önemli teorik yanlışlar içeren bir cümle. Bir kere, varolma – üretme (subsistence-producing) biçiminde bir Türkçe ibare olamaz; bu deyimin karşılığı geçimlik- üretim olabilir. İkincisi, artık-ürün denilmiyor; sadece artığın aktarılmasından söz ediliyor. Bu artık, ürün olabileceği gibi emek de olabilir. Üçüncü olarak, gereken mülkiyet (effective possession) Türkçe olarak yanlış olduğu gibi anlam kaymasına yol açmış. Olsa olsa fiili zilyedlik veya fiili tesahüp şeklinde çevrilebilir. Hemen altındaki cümleyi okuyalım: “Serfliğin tanımını, artı emeğin ya da artı-emeğin ürününün zorunlu aktarımı…” (a.b.ç.) deniliyor ki, İngilizcesinde zorunlu aktarım deyimi için … the enforced transfer… kullanılmıştır. Yani, zor kullanarak aktarımı…! Yine aynı sayfada ve ilerideki sayfalarda, obligations karşılığı olarak zorunluluk kullanılıyor. Bu, herhalde yükümlülük olacak.

Yine aynı sayfada yıldızla belirtilen bir dipnotta, formari age ve mainmorte karşılığı olarak sırasıyla “ilk gece hakkı” ve toprak kölelerinin mallarını istedikleri gibi kullanamamaları veriliyor. Bir kez formariage, ilk gece hakkı değildir. Feodaliz de kural manor içinden evlenmek olduğundan, serf kızlardan biri manor dışından bir erkekle evlenmek ve kocasının bulunduğu manora yerleşmek istediği takdirde ödemek zorunda olduğu bir tür vergidir. Mainmorte ise, malların istenildiği gibi kullanılması değil, ölen serfin mirasının teoride senyöre kalmasını ve ondan tekrar ölünün mirasçılarına geçmesini sağlayan, yani pratikte senyörün serfe işlettiği toprağı yine aynı serf ailesi içinde bırakan bir kuraldır. Üçüncüsü, feodalizmde serf toprak kölesi sayılamaz; hiç olmazsa bu teorik çerçeve içinde

Türkçe çeviri, s. 15 (İngilizce metin s. 18): “Köylü üretiminden aktarılan artı değerin …” (a.b.ç.). İngilizcesi: “the surplas transferred from peasant production…” Orijinal metindeki “artık” (surplas), “aertı-değer” oluvermiş. Oysa bilindiği üzere “değer”, sadece ve münhasıran kapitalist üretim tarzına özgü bir kavramdır; feodal üretim tarzına ilişkin olarak hiçbir şekilde kullanılamaz. Aynı sayfada, izleyen cümlede yer alan “ surplus”, yine “artı-değer” şeklinde çevrilmiş.

Türkçe çeviri, 19’da (İngilizce metin, s.19): “Geç dönem 14. yüzyıl Doğu İngiliz endüstri köyleri…” Orijinal metinde yer alan East Anglian, bir bölge adıdır. Bölge adlarının ise Türkçeye kazandırılması gereksizdir, çevrildiği zamanlarda ise böyle garip durumlar ortaya çıkmaktadır.

Türkçe çeviri, s. 34: “Dobb’un tanımından kalkarak Batı Avrupa feodalizminin egemen ekonomik ilişkisinin…” İngilizce metin, s. 34: “Drawing on Dobb’s description, we can define Western European feodalism as an economic system in which serfdom is the predominant relation of production…” Bu cümlede egemen ekonomik ilişkiden değil hakim üretim ilişkisinden söz edilmektedir. “Ekonomik ilişki” gibi bir kavram (?) üretim tarzı genel teorisinin kurucu kavramlarından biri olan “üretim ilişkisi” kavramının yerine hiçbir şekilde kullanılamaz.

Yine Türkçe metin, s. 34’te (İngilizce metin, s. 35). Kapital’in Türkçe çevirisine atıfta bulunularak (dipnot 3) verilen çeviride de, önemli yanlışlıklar sözkonusudur.

Yukarıda belirttiğimiz üzere, tam bir liste verme gibi niyetimiz yok. Buraya kadar gösterdiklerimiz, genel bir kanaat oluşturmuş olsa gerektir.

Böyle önemli bir yapıtın daha özenli bir çevirisi sözkonusu olmalıydı sanıyoruz.

YAPIT DERGİSİ SAYI:7 EKİM-KASIM 1984

[1] Tartışmaların genel bir görünümü için, örneğin bkz: S. H. Baron, The Transition from Feudalism to Capitalism in Russia: A Major Soviet Historical Controversy, American Historical Review, Vol. 77, 1972, pp. 715-729.

[2] C. Hill, «Soviet Interpretations of the English Interregnums, Economic History Review, Vol. 8, 1938, pp. 159 – 167.

[3] C. Hill, 1640 İngiliz Devrimi (Çev. N. Kalaycıoğlu; Kaynak Yayınları, 1983). Bu küçük fakat önemli kitap, geçiş tartışmasına açık değil ama dolaysız açıklamalar getiriyor.

[4] Tartışmanın gelişimi üzerinde, G. Procacci’nin makalesinde bir miktar bilgi vardır; bkz: 141-156, özellikle 16. dipnot.

[5] I. Wallerstein, The Origins of the Modern World System (Academic Press, 1974).

[6] P. Anderson, Passages form Antiquity to Feudalism (New Left Books, 1974), Lineages of the Absolutist State (New Left Books, 1974).

[7] R. Brenner, «Agrarian Class Structure and Economic Development in Pre-Industrial Europe», Past and Present, Feb. 1976, pp. 30 74. Ayrıca aynı derginin 1978/79-80. sayısı, Brenner ve diğerlerinin katıldığı bir tartışmaya ayrılmıştır. Yine Brenner, «The Origins of Capitalist Development: a Critique of Neo Smithian Marxism, New Left Review, (July-Aug. 1977, pp. 25-92).

[8] L. Althusser and E. Balibar, Reading Capital (trans. B. Brewster). New Left Books, 1970; özellikle, pp. 273-308.

[9] Feodalizmden Kapitalizme Geçiş’in ilk çevirisi Çetin Yetkin’e aittir ve ilk basım, Aydınlık Yayınları Ankara 1970’dir. Aynı çevirinin ikinci basımı, Feodalizmden Kapitalizme Geçiş Süreci adıyla, May Yayınları, İstanbul1974’de yapılmıştır. Belirtelim ki I. Wallerstein, R. Brenner ve P. Anderson’un tartışmaya getirdikleri boyut ve katkılar, bu orijinal tartışmalarda yer almıyor. Daha ileride eleştirel bir biçimde bu yazarların görüşleri verile durmayı umuyor ve bu arada adı geçen yazarların kitap ve/veya makalelerinin Türkçeye kazandırılmasını temenni ediyoruz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s